kalp-kazanmak

Kalp Kırmayın, Kalp Kazanın

İnsanoğlu, yeryüzünde kalp kıran tek canlıdır. Öyle ki kalp kırmak, dönüşü olmayan bir yol gibidir ve aslında en büyük zararı; kalp kıran kişinin kendisi görür. Farkında olması güç olan bu durumu, size ufak bir hikaye ile özetleyeyim.

Oldukça önyargılı ve devamlı kalp kıran bir çocuk vardır. Devamlı arkadaşlarını kaybetmesi üzerine çocuğun babası birgün oğluna “Her kırdığın kalp için buraya bir çivi çak” diyerek bir tahta verir. Oğul, babasının dediğini yapar ve her kırdığı insan için tahtaya bir çivi çakar. Bir süre sonra bakar ki, tahta çivilerle dolmuştur. Tahtayı babasına gösterir ve babası “Şimdi ise kırmış olduğun insanların gönlünü al ve her kazandığın kalp için tahtadan bir çivi sök” der.

Geçen zaman içerisinde çocuk söyleneni yerine getirir ve çiviler tamamen söküldüğünde tahtayı göstermek üzere babasına götürür. Ancak tahta delik deşiktir ve tahtayı gören baba şöyle der;

“İnsan kalbi tahta gibidir oğlum. Kırdığın kalbi belki düzeltirsin, ancak izi her daim kalır”

Biz, insanların kalbini kırar ve bir özür ile sebep olduğumuz tüm hasarı karşılayacağımızı sanarız. Ancak bu, kırdığımız bir vazoyu tekrar birleştirdiğimizde, onun eski estetik görüntüsüne kavuşmasını beklememiz gibidir. Halbuki geriye kalan keskin çizgiler, sebep olduğumuz sonucun en acı göstergesidir.

İşte tam olarak bu yüzden, bir şeyi söylemeden önce dilinizin ucunda tutmakta ve akıl süzgecinden geçirmekte fayda vardır. Mevcut bir sorunu kızgınlıkla çözmeye çalışmak, sizi aslında istemediğiniz bir yola sokar. Çünkü o an mantık değil, duygular devreye girmektedir.

Unutmayın. Kalp kazanmak, hayattaki en büyük başarınızdır.

Sizin başarınıza…

İnsanoğlu, yeryüzünde kalp kıran tek canlıdır. Öyle ki kalp kırmak, dönüşü olmayan bir yol gibidir ve aslında en büyük zararı kalp kıran kişinin kendisi görür. Farkında olması güç olan bu durumu, size ufak bir hikaye ile özetleyeyim.

Arkadaşlarina kötü davranan ve devamlı kalp kıran bir çocuk vardır. Devamlı arkadaşlarını kaybetmesi üzerine çocuğun babası birgün oğluna “Her kırdığın kalp için buraya bir çivi çak” diyerek bir tahta verir. Oğul, babasının dediğini yapar ve her kırdığı insan için tahtaya bir çivi çakar. Bir süre sonra bakar ki, tahta çivilerle dolmuştur. Tahtayı babasına gösterir ve babası “Şimdi ise kırmış olduğun insanların gönlünü al ve her kazandığın kalp için tahtadan bir çivi sök” der.

Geçen zaman içerisinde çocuk söyleneni yerine getirir ve çiviler tamamen söküldüğünde hem mutluluktan hem de babasından övgü dolu sözler almayı umarak tahtayı göstermek üzere babasına götürür. Ancak tahta delik deşiktir ve tahtayı gören baba şöyle der;

“İnsan kalbi tahta gibidir oğlum. Kırdığın kalbi belki düzeltirsin, ancak izi her daim kalır”

Biz insanların kalbini kırar ve bir özür ile sebep olduğumuz tüm hasarı karşılayacağımızı sanarız. Ancak bu, kırdığımız bir vazoyu tekrar birleştirdiğimizde, onun eski estetik görüntüsüne kavuşmasını beklememiz gibidir. Halbuki geriye kalan keskin çizgiler, sebep olduğumuz sonucun en acı göstergesidir.

İşte tam olarak bu yüzden, bir şeyi söylemeden önce dilinizin ucunda tutmakta ve akıl süzgecinden geçirmekte fayda vardır. Mevcut bir sorunu kızgınlıkla çözmeye çalışmak, sizi aslında istemediğiniz bir yola sokar. Çünkü o an mantık değil, duygular devreye girmektedir.

Ben bir sorun olduğunda ve kızgın olduğumda üzerine bir gece uyumayı tercih ederim. Ertesi sabah kızgınlığım geçmiştir ve mantığımla sorunu çözebilirim.

Unutmayın; Kalp kazanmak, hayattaki en büyük başarınızdır.

Sizin başarınıza…

Bu yazıyı paylasın...
Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Pin on PinterestShare on LinkedInDigg thisShare on StumbleUponShare on TumblrEmail this to someonePrint this page

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir